Okuyan Çocuk
30/Ocak/2023 &Yo Publishing
“Neden kitap okumayı seviyorsun?” diye sordum ciddi bir suratla okuduğu sayfadan zar-zor kafasını kaldırıp bana bakan on yaşındaki kızıma. Dikkatini dağıttığım için hafif içerlemiş bir tavırla bana baktı ve “Oturduğum yerden onlarca başka yöreye seyahat edebiliyorum, onlarca başka insana bürünebiliyorum da ondan,” diyerek eliyle “odamdan çık” dermişçesine bir işaret yaptı ve kitabına geri döndü.
Dönemi, kurgusu, karakterleri ne olursa olsun, kitaplar gerçekten de çocukları çeşit çeşit yolculuklara davet ediyor. Okumayan çocuk ancak kendi dünyası ya da yakın çevresindekilerinin yaşadıkları kadar yol alabiliyor. Oysa her okuduğumuz anlatı ile bambaşka yüzyıllara, yörelere, kültürlere yöneliyor, hiç ummadığımız maceralara atılıyor, hepsinin sonunda ise dönüp dolaşıp kendi içimize dönüyoruz. Bir başka sesin anlattıklarını kendi iç sesimizle birleştirip zihnimizde duyuyor, bazen çözemediğimiz düğümlerimizi rahatlatırken, bazen de farklı bir kimliğe bürünebiliyoruz.
Okuyan çocuk düşünmeyi, muhakeme yapmayı, sebep-sonuç ilişkilerini çözümleyebilmeyi, sebat etmeyi, ama hepsinden de önemlisi dile nasıl hâkim olunacağını öğreniyor.
Okuyan çocuk, yazabiliyor. Konuştuğu dilin inceliklerini, şaşırtmacalarını, kıvraklıklarını keşfediyor; kelime hazinesi geliştikçe kendini ifade etme biçimleri de aynı oranda büyüyor. Kendi ifade edebilen çocuk ise iletişim kurmayı bilen bir bireye dönüşebiliyor.
Okuyan çocuk dilin gücünü, açabildiği kapıları görüyor ve bunların arasından usulca sızabilmeyi hem kendi iç dünyasını hem de çevresini kelimelerini kullanarak anlamlandırabilmeyi becerebiliyor.
Okuyan çocuk bilginin değerini kavrıyor; farkında olmaksızın kimse zorla ezberletmeden öğreniyor, yeri geldiğinde zihnin bir köşesinde yer etmiş resimlerle bu bilgileri nerede ve nasıl kullanabileceğini kavrıyor.
Okuyan çocuk yalnız olmadığını anlıyor. Korkularını, endişelerini, heyecanlarını, mutluluklarını paylaşabildiği sessiz kahramanlarla içten içe sohbetlere dalıyor. Onların ifadeleri üzerinden kendini tanıyor, tanımlıyor, anlıyor.
Okuyan çocuğun hayal gücü katlanarak büyüyor. Çevresinde gözlemlediklerinin ötesinde ihtimallerin varlığını, kutunun dışına çıkarak da düşünmenin mümkün olduğunu görüyor.
Kitapların dünyası uçsuz bucaksız. Çocukların hayal gücü de öyle.
Gelin, el ele verip çocuklarımızı kitap sevemeye, kitap okumaya, kitapların değerini bilmeye teşvik edelim, kitaplarla ve kitaplardan kuracakları dünyalarında nasıl serpilip büyüdüklerini keyifle izleyelim.
Unutmayalım, okuyan çocuk, okur yetiştirir.
Kitap dolu günler dileriz…